Bilgi Merkezi →

Marka Hakkının Tükenmesi ve Paralel İthalat

Marka Hakkının Tükenmesi ve Paralel İthalat

Marka hakkının tükenmesi, marka hakkının ihlali karşı önemli savunma imkanlarından biridir. Özellikle bir ürünün yurt dışından daha uygun maliyetle getirilerek

Marka Hakkının Tükenmesi ve Paralel İthalat

İçindekiler

Marka hakkının tükenmesi, marka hakkının ihlali karşı önemli savunma imkanlarından biridir. Özellikle bir ürünün yurt dışından daha uygun maliyetle getirilerek iç piyasada satışa sunulması, yani paralel ithalat, halinde ileri sürülecek bir savunmadır.

Paralel ithalat yapan e-ticaret firmaları genellikle “marka ihlali” suçlamalarıyla ve gümrüklerde mallara el konulması riskleriyle karşı karşıya kalmaktadır.

Peki, orijinal bir ürünü Türkiye’ye getirip satmak gerçekten bir marka ihlali midir?

Orijinal ürün satışı için tek satıcı veya yetkili satıcılarla anlaşma yapılması zorunlu mu? Bu içerikte marka hakkının tükenmesi ilkesi kapsamında marka hakkının tükentiği durumlar hakkında detaylı bilgi verilecektir.

Marka Hakkının Tükenmesi İlkesi Nedir?

Marka hakkının tükenmesi, tescilli bir markayı taşıyan ürünlerin, marka sahibi veya onun izniyle (lisansör vb.) dünyanın herhangi bir yerinde piyasaya sunulmasından sonra, bu ürünlerle ilgili mülkiyet haklarının sona ermesidir.

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.152 hükmünde düzenlenen marka hakkının tüketilmesi ilkesi, marka hakkını sona erdiren bir durumdur. Bir markayı taşıyan ürün üretilmiş veya satışa sunul ise (piyasaya sunulmuş), bu ürünlerle ilgili mülkiyet haklarının sona ermektedir.

Marka Hakkının Tükenme Çeşitleri

Marka hakkının tükenmesinde üç çeşit ilke mevcuttur:

  • Ülkesel Tükenme İlkesi: Bir markayı taşıyan ürün, hangi ülkede piyasaya sunulmuşsa, söz konusu ülkede marka hakkı sona ermektedir. Örneğin; Türkiye’de satışa sunulan bir ürünün yine Türkiye’de ikinci ve üçüncü satışına engel olunamaz. Ancak, Türkiye harici ülkelerde yine marka sahibinin rızası dışında piyasaya sunulması marka ihlalidir.
  • Bölgesel Tükenme İlkesi: Avrupa Birliği gibi belirli bir ülkelerin dahil olduğu ülkelerin dahil olduğu yerlerde tükenmesini ifade etmektedir.
  • Uluslararası Tükenme İlkesi: Uluslararası markanın tükenme ilkesi ise, dünyanın herhangi bir yerinde markalı ürünün piyasaya sunulmasından sonra marka hakkının sona ermesidir.

Marka Hakkının Tükenme İlkesinin Uygulanma Şartları

Marka Hakkının Tükenme İlkesinin Uygulanma Şartları

Marka hakkının tükenme ilkesi, marka hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialara karşı kuvvetli bir savunma yöntemidir. Ancak, bu ilkeye dayanmak için şu şartların sağlanması gerekir:

  • Tescilli Marka Olması: Piyasaya sunulan ürünlerin tescilli bir markaya ait olması gerekir.
  • Markanın Piyasaya Sunulmuş Olması: Tescilli markaya ait ürünün dünyanın herhangi bir yerinde, Türkiye olması şart değil, piyasaya sunulmuş olması gerekir.
  • Piyasaya Sunulmasında Marka Sahibinin Rızası Olmalı: Markayı taşıyan ürünün marka sahibi tarafından bizzat veya onun rızasıyla bir üçüncü kişi tarafından piyasaya sunulması gerekir.

Marka Hakkının Tükenme İlkesinin İstinası

SMK m.152/2 şu şekilde düzenlenmiştir;

Marka sahibi, birinci fıkra hükmü kapsamına giren ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını önleme hakkına sahiptir.”

Marka sahibi ürünü piyasaya sunduktan sonra ilgili ürün üzerinde hakkı sona ermiş olsa dahi, değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını mümkün değildir.

Değiştirilerek veya kötüleştirilerek kullanıma örnek olarak aşağıdakiler verilebilir;

  • Üründe parça eklenmesi veya çıkarılması,
  • Markanın prestijine zarar verecek şekilde sunumu yapılması,
  • Markalı ürünün niteliğinin değiştirilmesi.

Paralel İthalat Nedir?

Paralel ithalat, marka sahibinin veya onun rızasıyla marka ürünlerin piyasaya sunulmasından sonra, yurt dışından orijinal ürünlerin başka bir ülkeden daha uygun fiyata getirilip piyasaya sunulmasıdır.

Gri pazar” veya “yetkisiz ithalat” olarak da anılan bu ithalat yöntemi, marka sahibinin veya yetkili distribütörün izni olmaksızın ürünleri ithal etme imkanı sağlamaktadır.

Paralel ithalat, yurt dışından ürünleri daha ucuza temin edip, iç piyasada satışa sunulmasını ifade eder. Bu durumda Türkiye’deki marka sahibinden veya yetkili distribütöründen izin alınmasına gerek yoktur.

Aktör

İşlem / Konum

Durum

Üretici (Ü)

A Ülkesi

Markalı malın (x) ilk çıkış noktası.

Yetkili Dağıtıcı

B Ülkesi

İmalat lisansı ile malın (x) B ülkesinde satışını yapar.

Paralel İthalatçı

B Ülkesinden A Ülkesine

Malı B ülkesinden alıp, Üreticinin satış fiyatından (3f) daha düşük (2f) bir fiyata A ülkesine getirir.

Paralel İthalat Türkiye’de Yasal mı?

Paralel İthalat Türkiye’de Yasal mı?

Kural olarak paralel ithalat Türkiye’de paralel ithalat yasaldır. Marka sahibi izni olmadan veya Distribütörü olan bir ürünü ithal etmek mümkündür.

SMK m.152 kapsamında marka hakkı, marka işaretini taşıyan ürünlerin marka sahibi veya onun izniyle dünyanın herhangi bir yerinde piyasaya sunulmasından sonra sona ermektedir. Ancak, paralel ithalat yoluyla iş piyasaya sunulan ürünün;

  • Ürünün Piyasa Sürülmesi: Marka sahibi veya onun rızasıyla dünya üzerinde herhangi bir yerinde piyasa sürülmesi
  • Orijinal Olması: Yurt dışında temin edilen ürünün orijinal olması.
  • İthalat veya İhracatı Mümkün Olan Ürün Olması: Gıda takviyeleri, alkollü içe çeçeler, ilaçlar gibi yetkili kurumlardan izin ve ruhsat dahilinde ithalat veya ihracat yapılan ürün olmaması.
  • Uygun Koşullarda Piyasaya Sürülmesi: Paralel ithalat yoluyla getirilen ürünün iç piyasaya kötüleştirilerek veya değiştirilerek sunulmaması gerekir.

Paralel İthalat Marka Hakkının İhlali Midir?

Paralel ithalatta en çok karşılaşılan hukuki davalar, yetkili distribütör firmaların kendi aracılığıyla temin edilmeyen ürünlerde marka ihlali yarattığı iddiasıdır. Ancak, Yargıtay’ın yerlekiş içtihatlarında paralel ithalatın marka hakkının ihlali oluşturmadığı yönündedir.

Nitekim, Yargtay 11. HD. 201/691 E., 2018/7009 K., 13.11.2018 tarihli kararında, orijinalliği bozmayan yeniden paketleme ve etiketleme yöntemiyle paralel ithalatın marka ihlali olmadığını hükmetmiştir;

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava konusu COA etiketlerinde ilk satış sırasında, programın yüklendiği donanıma ait ve davacıyla ilgili olmayan markanın görüntü kirliliği oluşturmayacak şekilde silinmiş olmasının davacıya markadan doğan bir hak sağlamayacak olması, yazılım programının orijinal olduğunu gösteren COA etiketiyle birlikte Microsoft markalı ürünlerin ilk defa yurt içinde piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle marka hakkının, 556 sayılı marka KHK’nın 13. maddesi uyarınca tüketilmiş olmasına, amaca uygun olarak malın orijinalini bozmayan yeniden etiketleme ve paketlemenin de marka sahibine hak sağlamayacak olmasına ve markanın kötüleştirilmesi iddiasının yerinde görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir…

Benzer, Y. 11. HD., 2016/11969 E. – 2018/2059 K. 10/07/2018 tarihli kararında paralel ithalatın marka hakkının tükenmesi ilkesi sebebiyle ihlal oluşturmadığına hükmetmiştir;

KHK’nun 13. maddesi uyarınca, hukuka uygun şekilde piyasaya sürülen markalı mallar üzerinde marka sahibinin hakkı; tükenmiş olup hak sahibi bu malların paralel ithalat yoluyla sokulmasına engel olamayacaktır.”

Marka hakkının ihlali hakkında detaylı bilgi için, marka vekili avukatlarımızın bulunduğu hukuk büromuzun “Marka Hakkının İhlali 2026 | Marka İhlali Davalarıadlı makalesini inceleyebilirsiniz.

Paralel İthalat Haksız Rekabet Teşkil Eder Mi?

Paralel İthalat Haksız Rekabet Teşkil Eder Mi?

Türkiye’deki yetkili distribütörler, genellikle Trendyol, Hepsiburada gibi platformlarda “marka ihlali” veya “yetkili olmayan satıcı” bildirimleri yaparak paralel ithalatçıların satışlarını engellemeye çalışmaktadır. Ancak, paralel ithalat marka hakkının ihlali sayılmadığı gibi TTK kapsamında haksız rekabet de teşkil etmemektedir.

Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/2676, 2018/479 Karar, 22.01.2018 tarihli kararında; tek satıcılık sözleşmesinin nispi nitelikte olduğunu, paralel ithalat yapan kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini ve haksız rekabet teşkil etmeyeceğine hükmedilmiştir;

Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir.

Somut olayda, davacı vekili tarafından, diğer sebepler yanında, davalıların “Tempur” markalı ürünlerin İzlanda’da tek satıcısı olan dava dışı şirketten Türkiye’ye ithalat ettikleri ve ithal ettikleri ürünleri müvekkilinin satış fiyatından %50 daha ucuza satarak müvekkili şirketin satış ağını daralttıkları ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamı itibariyle davalıların, “Tempur” markalı ürünlerin, İzlanda’da yerleşik o bölgenin yetkili distribütörü olan şirketten yasal yolla temin edilen orjinal ürünler oldukları anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle bir başka bölgedeki tek satıcıdan aldıkları “Tempur” marka orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte fiilleri mevcut değildir.

Paralel İthalatın Rekabetin Korunması Hakkında Kanun Kapsamında Değerlendirilmesi

Yukarıda değinildiği üzere paralel ithalat, marka hakkının tükenme ilkesi kapsamında değerlendirilmekte ve bir marka hakkının ihlali sayılmamaktadır.

Rekabet Hukuku açısından da paralel ithalatın rekabet ortamını bozucu bir eylem olup olmadığı tartışılmaktadır. Paralel ithalatın yasal olmasındaki temel amaç, rekabeti arttırmak ve ticareti canlandırmaktır. Bu kapsamda, paralel ithalatı engelleyici davranışlar rekabet hukuku kapsamında hukuka aykırıdır.

Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 1999/3243 K. 1999/5170 T. 14.6.1999 tarihli ilke kararında paralel ithalatın haksız rekabet teşkil etmediğini hükmetmiştir;”

Durumun tek satıcılık veya münhasır lisans sözleşmesi bakımından özelliklerine gelince burada özellikle tek satıcılık kavramı üzerinde durmak gerekir. Öğretide benimsendiği üzere tek satıcılık sözleşmesi yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir. Bu sözleşme ile yapımcı, ürünlerinin tamamım veya lir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu mallan kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunmayı yükümlenir (bkz. Prof. Dr. Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, C. 1/1, Ankara, 1985, s. 27 vd.). Tek satıcılık sözleşmesinde kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira, tek satıcıya o bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen bir akdi yükümlülük olmaktadır. O halde, tek satıcının bu hakkım 3. kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması kural olarak mümkün değildir. Ayrıca, tek satıcının Türkiye’de reklam yapmak suretiyle pazar sağlaması, amir, bakım sağlaması da Türkiye’ye aynı malı yasal yollardan menşe ülkesinden başka ülkelerden ithal edip satan kişilerin haksız rekabet kuralları uyarınca men edilmesine neden teşkil etmez.

Dava konusu olayda da davalı taraf, davacı tarafından lisans sözleşmesine dayanarak yurt içine ithal ederek pazarlanan yukarıda markalan anılan ayakkabıların aynısının (orjinalinin) yurt içine yasal düzenlemeye uygun olarak ithal edildiğini ve kendisinin de buna dayalı olarak piyasaya sürerek satış yaptığım savunduğuna göre, mahkemece yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yukarıda yazılı gerekçelerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, […] 14.6.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.”

Marka Sahibi Hangi Durumlarda Paralel İthalatı Engelleyebilir?

Yargıtay kararlarında paralel ithalatın marka tükenme ilkesi kapsamında değerlendirmektedir.

Ancak, SMK m.152/2 uyarınca marka işaretini taşıyan ürünün değiştirilerek ve kötüleştirilerek piyasaya sunulması halinde marka sahibinin müdahale hakkı bulunmaktadır:

  • Ürünün Durumunun Değiştirilmesi: Ürünün ambalajının açılması, içeriğinin değiştirilmesi veya kalitesinin bozulması.
  • Marka İtibarına Zarar Verilmesi: Lüks bir kozmetik ürününün, marka değerini düşürecek şekilde uygunsuz koşullarda veya hatalı tanıtımlarla satılması.
  • Garanti ve Servis Yanıltması: Ürünün yetkili servis garantisi varmış gibi sunulması veya tüketiciyi yanıltacak beyanlarda bulunulması.

Gümrükte El Koyma ve Marka İhlali Davaları ile Karşılaşırsanız Ne Yapmalısınız?

Gümrükte El Koyma ve Marka İhlali Davaları ile Karşılaşırsanız Ne Yapmalısınız?

Birçok marka sahibi, paralel ithalatı engellemek için gümrük müdürlüklerine “marka ihlali” bildirimi yapabilmektedir. Bu durumda ürünleriniz gümrükte alıkonulabilir veya hakkınızda Marka Tecavüzü Davası açılabilir.

Böyle bir durumda stratejik adımlar şunlardır:

  • Orijinallik İspatı: Ürünün marka sahibinin rızasıyla üretildiğini kanıtlayan fatura silsilesinin sunulması.
  • Tükenme Savunması: Ürünün daha önce dünyanın herhangi bir yerinde piyasaya arz edildiğinin belgelenmesi.
  • İhtiyati Tedbir İtirazı: Mahkeme tarafından verilen haksız durdurma kararlarına karşı hukuki itirazların yapılması.

Marka hakkının ihlalinde savunma imkanlarında detaylı bilgi için Marka Hakkının İhlali Savunma İmkanları adlı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Sonuç

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 152. Maddesi ile Uluslararası “Marka Hakkının Tükenme İlkesi” benimsenmiştir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; orijinal ürünlerin paralel ithalat yoluyla yurt dışından ucuza temin ederek iç piyasada satışa sunulması hukuka uygundur. Ancak, SMK m.152/2 uyarınca markalı ürünün değiştirilerek veya kötüleştirilerek iç piyasaya sunulmaması gerekir.

Paralel ithalat, haksız rekabet veya marka tecavüzü ile karıştırılmamalıdır. Haklarınızı bilmek, ticari yatırımlarınızı korumanın ilk adımıdır. Ancak her somut olayda, ürünün niteliği ve sunum şekli hukuki sonucu değiştirebilir. Bu konudaki tüm hukuki ihtiyaçlarınız ve uyuşmazlık çözümleri için Marka Avukatı sayfamız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Distribütörün reklam harcamaları paralel ithalatçıyı bağlar mı?

Hayır. Yargıtay içtihatlarına göre distribütörün pazarlama ve reklam harcamaları üçüncü kişilerin paralel ithalat yapmasını engellemez. Orijinal ürünlerin daha uygun fiyata satılması tek başına haksız rekabet teşkil etmez.

Paralel ithalatta garanti sorumluluğu kime aittir?

İthalatçıya/Satıcıya. Markanın resmi distribütör garantisi bu ürünlerde geçerli olmayabilir. Ancak Tüketici Kanunu uyarınca, ayıplı maldan ve satış sonrası servis hizmetlerinden bizzat satıcı veya ithalatçı firmalar sorumludur.

Pazar yerlerinde (Trendyol, Amazon vb.) "yetkili satıcı değiliz" diye ürünümüz kaldırılabilir mi?

Hayır. Ürünleriniz orijinal olduğu sürece sadece "yetkili bayi" olmamanız bir marka ihlali değildir. Haksız bildirimlerle ürünün yayından kaldırılması durumunda, fatura silsilesi ile itiraz edilerek satışın tekrar açılması sağlanabilir.

Gümrükte marka ihlali gerekçesiyle mallara el konulursa ne yapılmalı?

Fatura silsilesi sunulmalı. Ürünlerin orijinalliği ve marka sahibinin rızasıyla dünya piyasasına sunulduğu belgelenmelidir. SMK m. 152 kapsamındaki "tükenme savunması" ile gümrükteki ihtiyati tedbir kararlarına karşı hızlıca hukuki itiraz yapılmalıdır.

Marka sahibi hangi "haklı sebeple" paralel ithalatı durdurabilir?

Ürün durumu değişmişse. Eğer ithal edilen ürünün ambalajı bozulmuş, içeriği değiştirilmiş veya markanın seçkin imajına (lüks algısı vb.) zarar verecek bir fiziksel deformasyon oluşmuşsa, marka sahibi SMK m. 152/2 uyarınca satışı engelleyebilir.

Detaylı Bilgi Alın

Detaylı bilgi için aşağıdaki buton üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Marka ve Tasarım Tescilleri ile Eserler Üzerindeki Telif Haklarınızı Güvence Altına Alın!
Avukata Sor

Her aşamada yanınızda olan hukuki çözüm ortağınız.